NİSANURca* * * * * * * * *HOŞGELDİNİZ* * * * * * * * *NİSANURca
...GözleriDenizKokan... NİSANURca... - Blogcu



NİSANURca...

18/10/2009 - Toplumdaki huzuru ancak ahiret inancı sağlayabilir..

Kategorilerim: Se_tiklerim

İnsan, Yüce Rabbimizin (cc) her ÅŸeyi hizmetine verdiÄŸi en deÄŸerli varlıktır. Öyleyse insan sadece yaÅŸayıp, eÄŸlenip sonunda da yok olmak için yaratılmamıştır. Kurân-ı Kerimde İnsan, kendisinin başıboÅŸ bırakılacağını mı sanıyor?( Kıyâme Sûresi, 36) buyuruluyor. Bu da, insanın bir amaç için yaratıldığını göstermektedir.

Yine Kurân-ı Kerimin belirttiÄŸine göre Kim zerre ağırlığınca bir iyilik yapmışsa, onun karşılığını görecektir. Kim zerre ağırlığınca kötülük yapmışsa cezasını görecektir. (Zilzal Sûresi, 7-8)

Bu da, insanın dünyada iken her yaptığının hesabını vereceÄŸini ispatlıyor. İslâma göre, bu dünya bir imtihan salonudur. İyiler ve kötülerin birbirinden ayrılması için insanlar bu dünyada bir sınavdan geçiriliyorlar.

Ölüm, ikinci bir doÄŸuÅŸtur

Allah, bizi annemizin karnında dokuz ay özenle besleyip geliÅŸtirdi. Ondan sonra da doÄŸumla bizi dünyaya gönderdi. Ölümle ikinci bir defa daha doÄŸacağız. Durumumuz, yumurtadaki civcivin durumuna benzer. Ölümle kabuÄŸu çatlatır, apayrı ve sonsuz bir hayata gözümüzü açarız.

Ölüm bir terhistir. Gerçek vatanımız olan cennete dönüÅŸtür. Âhirete göçmüÅŸ milyonlarca akraba, dost ve yakınlarımıza kavuÅŸmadır.

Hakkımızı âhirette alacağız

İnsanlar zulme uÄŸrar, hakları yenir. Malları, servetleri ellerinden alınır. Haksız yere hapse atılır. Yıllarca çile ve sıkıntı çeker. Fakat kendisi güçsüzdür. Bütün çırpınış ve didinmesine raÄŸmen haksızlığa engel olamaz. Zalimden hakkını alamaz. Masum olduÄŸunu kanıtlayamaz. Bu durum karşısında âhirete inancı varsa, orada bütün gerçeklerin ortaya çıkacağını, zalimden hakkının alınacağını düÅŸünür ve teselli bulur. Yoksa bunca zulüm ve haksızlık karşısında zalimin elini kolunu sallayarak gezdiÄŸini, kendisinin ise zulüm altında inlediÄŸini gördükçe ruhen yıkılır. Hayatı zindana döner.

Ayrıca, hayatta, yangın, deprem, hastalık gibi musibetler eksik olmaz. Hatta bazen insanın nesi varsa hepsini alıp götürürler. Bu gibi durumlarda inançlı insan, teselli bulur ve sabreder. Kendini yiyip bitirmez. Bunalıma girmez. Çünkü, kaybettiÄŸi ÅŸeylerin kendisi için sevap kazanmaya vesile olduÄŸunu düÅŸünür.

Sabra vesile, günahlara perdedir

İnsan bu dünyada her istediÄŸini elde edemez. Âhirete inanan insan, Cennette bunlara kavuÅŸabileceÄŸini düÅŸünür. Teselli ve huzur bulur, iyi bir insan olmaya çalışır. Kimsenin elindekini kıskanmaz. Ruhsal bunalıma girmez. Âhirete inanan kimselerin en belirgin iki özelliÄŸi vardır:

(1) Bollukta, verdiÄŸi nimetlerden dolayı Allaha ÅŸükretmek.

(2) Sıkıntı ve darlıkta ise sabretmek ve Rabbine isyan etmemek.

Âhiret inancının daha bunlar gibi sayısız faydaları vardır.


DOÇ. DR. ABDÜLAZİZ HATİP
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

18/9/2009 - Hayırlı Bayramlar..

Kategorilerim: NISANURca e-kartlar

Yorum (9) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/8/2009 - Çocukluğum..

Kategorilerim: Se_tiklerim


Resimlerde Kaldı ÇocukluÄŸum
Hey gidi günler,acımasız yıllar.
Neydin ne oldun,
Resimlerde kaldı çocukluÄŸum..


Saçlarıma karlar yaÄŸmış zamansız,
Bir ömür bitti anlamsız,
Soru sorma kendine,
HerÅŸeyini yıllar aldı hiç hesapsız,
Resimlerde kaldı çocukluÄŸum..


Şimdi ellerimde sararmış bir resim,
Daha onsekizinde,tozpembeymiÅŸ hayat,
Ak düÅŸmüÅŸte saçlarıma,
Bir gözlerim deÄŸiÅŸmemiÅŸ,
Resimlerde kaldı çocukluÄŸum..
Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/7/2009 - GüL PEYGAMBERiM (sav)

Kategorilerim: Se_tiklerim


Gul peygamberim,

Ummetin Sana selam gonderince, ALLAH (c.c)`in melekleri bu selami alir Sana iletirlermis, oyle ise:

Es-selamu aleyke Ya Rasulallah
Es-selamu aleyke Ya Habiballah
Es-selamu aleyke Ya Nebiyallah
Selam Sana Ey Gul-i Rana !

Ya Rasulallah,

Suan elimde tuttugum kalem dahi hal-i ruhuyetimi Sana izah etmekten aciz kaliyor. Ve Sana yazdigim her kelimeyi “kelime”olarak degilde ruhumdan gelen bir duygu yuku olarak kelimelere yansitiyorum. Neye, nerden ve nasil basliyacagimi bilmeden, bir sehre ilk defa tesrif eden bir insan gibi, ben de hangi duygu selinde bogulacagimi bilmeden baslamak istiyorum acizane.

Ya Habiballah,

Gonlumun Gulu, ruhumun huzur kaynagi, guzide insan, rahmet peygamberim!
Gullere bakipta hayran olmamak olmaz, guller kokusunu da o guzelligini de Senden almistir. Kimbilir Senin cemaline bakanlar ne kadar meftun oldular Sana. Hani Ebu Cehil Sana: “Ya Muhammed ne kadar cirkinsin”demisti. Sen de sukut etmistin, Sen biliyordun ki herkes kalbinin guzelligi kadar guzelligi gorebilirdi. Ve derken Ebu Bekir (ra), sadik dostun gelmisti de Sana hayran hayran bakip, ve can-i gonulden: “Ya Rasulallah ne kadar guzelsin”demisti.

Sana Ebu Bekir(ra) gozuyle bakmayi ne kadar yeglerdim. Ben de Yesil Kubbeni seyrediyorum resimlerde. Ne kadar Ebu Bekir (ra) misali hayranlikla bakmayi beceremesemde, Senin icin kalbimin en derinliklerinde Sana ozlemim ve sevgim var. Ya Rasulallah, ne zaman dunya hayati beni cok mutlu ediyor ven ne zaman benim canimi acitiyor, o an odama kosuyor ve Senin Yesil Kubbeni bakarak agliyorum. Sanki Sen yanimdaymissin gibi Seninle konusuyor ve mutlulugu, da huznu de Seninle yasiyorum. Masuk asksiz olmaz Ya Habiballah. Yuregimdeki yanan gizli bir korsun ve insaAllah hep oyle kalacaksin.

Ey Gonuller Sultani, Ask ikliminin en Guzel Sevdasi,

Kalbimiz aciyor buralarda. Seni Sensiz yasamak zor geliyor bizlere. Senin yolunda gidenlerden yuz ceviriyor bir coklari. Islam garip baslamisti, suanda boynu bukuk devam ediyor ya Rasulallah. Bu kadar guzel bir dini guzel yasayamayan bizlere, darbe ustune darbe indiriliyor. ALLAH c.c.`a kasem olsun ki, bizler birseylerin farkina varma noktasindayiz Ya Rasulallah. Indirilen darbeler artik gozumuzu acmamiza vesile oldu biiznillah. Bu kalpler Hak`kin ve Senin askini yasadikca islam bayragida gonullerde ve bu kainatta hep dalgalanacak insaAllah.

Ya Rasulallah, yurekler Senin ozlemine bogulmus, Senin Sancaginin altinda bulusacagimiz gunu bekliyoruz.
Ne kadar gunahkar olsakta, Seni cok seviyoruz, ve sairin diliyle ”Seni Seven Senin gibi olmali” bunun da idrakindeyiz acizane.

Duygularimi dahi anlatmaktan aciz kaldigim suanlarda mektubuma son veriyorum. Ben isterdim ki Ya Rasulallah, Sana yazdigim her mektubun altina gozyaslarimla imzami atabilseydim. Fakat….

O beklenen gunde sefaatinden bizleri mahrum eyleme Sevgili Peygamberim…

Ve tekrardan…

Es-selamu aleyke Ya Rasulallah
Es-selamu aleyke Ya Habiballah
Es-selamu aleyke Ya Nebiyallah
Selam Sana Ey Gul- Rana !

KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN
Yorum (18) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/7/2009 - Ne kadarsan, o 'kader"sin

Kategorilerim: Se_tiklerim


Kader deyince, aklımıza yaÅŸayışımızla ilgisini kaybetmiÅŸ, gecemizi gündüzümüzü ciddiye almayan, ne çektiÄŸimizi unutmuÅŸ, ilgisiz ve duyarsız, deÄŸiÅŸtirilemez ve dokunulmaz kalın ve koyu yazılar geliyor deÄŸil mi? Böylesine uzak ve ilgisiz bir kaderi, haliyle "kötü" oluyor, "zalım felek" diye anabiliyoruz..Üzerimize bir kâbus fotoÄŸrafı gibi iliÅŸtiriyoruz kaderi. Bizi biçimden biçime sokuyor, bize format atıyor, bizi oradan oraya sürüklüyor ama biz ona hiç itiraz edemiyoruz, tek satırını deÄŸiÅŸtiremiyoruz. 
Bu yüzden, hep kadere karşı direndiÄŸimizi iddia ediyoruz. Yazgımıza karşı çıkıyoruz kendimizce. "Kırışıklık kaderin olmasın!" diyebiliyoruz meselâ. Sanki -bir ÅŸekilde olacaksa- kırışıksız halimizi kaderden kaçırıyormuÅŸuz gibi. Ya da "DüÅŸ yakamdan ey kader!" dercesine ilgisizliÄŸe mahkûm edildiÄŸimizi varsayıyoruz. Başına acılar üÅŸüÅŸmüÅŸ bir kız çocuÄŸuna bakıp "ah kadersizim!" deyiveriyoruz. Belki de "Ne halin varsa gör!" vurdumduymazlığı ile yazgımızla boÄŸuÅŸmaya terk edildiÄŸimizi düÅŸünüyoruz. Hapse düÅŸmüÅŸsek, "kader mahkûmu" sayıyoruz kendimizi. Madalya alanın kaderle iÅŸi yok sanki... Åžampiyon olanlar kadere raÄŸmen ÅŸampiyon oluyor gibi. "Kaderin hükmü" deÄŸil altın madalyalar. BaÅŸarıdan baÅŸarıya koÅŸan kaderini bozuyor, yazgısının kara kutusunu parçalıyor sanki. Dik duranlar alın yazısını siliyor. Burnunun doÄŸrusuna giden, inatçı, vurdumduymaz, aldırışsız, acımaz, karagözlüklü bir adam gibi hayal ediyoruz kaderi. Tek düze davranışlar, muhataplarını sıradanlaÅŸtırmalar... Detayları önemsememeler. Durup da bakmaz bir çocuÄŸun gözlerinin içine... Paçalarını sıyırıp da ayağını sulara sokmaz kader...Büyük iÅŸlerin adamı, ince iÅŸlerden habersiz... Ara sıra geri dönüp de el sallamaz ardı sıra bakana... Siyah takım elbiseli. Kopkoyu camlı arabasıyla kalabalığı dağıtır gibi. 
Kader, yapıp ettiklerimizi de edemediklerimizi de, elimizden gelenleri de gelmeyenleri de, kazandıklarımızı da kaybettiklerimizi de hep birlikte kuÅŸatan, sarıp sarmalayan ÅŸeffaf bir örtüdür oysa. Kader de bizimle birlikte nefes alıp veriyor. GöÄŸsümüzün iniÅŸ kalkışlarına eÅŸlik ediyor. Kalbimizin kıpırtılarınca kıpırdıyor. EÄŸiliyor gözlerimizin içine. Parmak uçlarımıza kadar dokunuyor. Elini omzumuza koyuyor usulca. YokuÅŸlarda bizimle birlikte yoruluyor. Ter döküyor yanı başımızda. Kalabalıkta gelip buluyor bizi. Kuyrukta beklerken yanaşıyor yanımıza. Ayağımız kaydığında o da kanıyor günaha. Parmakları sızlıyor bizimle birlikte. SoÄŸukta kartopu oynuyoruz çocukça. Bizimle acıkıyor, bizimle susuyor. Seviniyor yarım çiÄŸnenmiÅŸ çikletimizi yeniden bulduÄŸumuzda. 
Yo, yo, öyle uzak deÄŸil bize kader. Öyle habersiz geçmiyor yanımızdan. Öyle kaygısız deÄŸil dertlerimize. GüneÅŸ ne kadar uzak görünür bize. Oysa, göz bebeklerimizin tâ içine sızmaktadır, tenimizin her noktasına dokunmaktadır. GüneÅŸ ne kadar kaygısız durur kederlerimize. Oysa, her ışıltısı sevinç bahÅŸeder gönlümüze göÄŸsümüze. Ne kadar da küçümser gibidir hayatımızı güneÅŸ. Oysa, her köÅŸeye, her kıvrıma, her gölgeliÄŸe ve aydınlığa sarılıverir. Sıcacık. "Bu kadar!" dediÄŸimiz her köÅŸede bekler bizi kader. Nefeslerimizi kesen "Buraya kadar!"ların eÅŸiÄŸinde tebessümle bakar bize kader. 
Kaderden ayıracağımız/ayıklayabileceÄŸimiz bir ÅŸey yok ki... Kaderin bize ilgisiz kaldığı bir an yok ki.. DediÄŸi gibi ÅŸairin (Necip Fazıl): "Kader beyaz kağıda sütle yazılmış yazı/Elindeyse beyazdan gel de sıyır beyazı." Beyaz kâğıt ne kadar canlı ve somutsa elimizde, "sütle yazılan yazı" o kadar taze, o kadar sıcacık. Beyazlarımızın hepsi sütün içine akıyor. Süt, beyazlarımızın hepsini içinde ağırlıyor. 
Kırışıksızlık kaderden kaçırılmış bir ÅŸey deÄŸildir meselâ. Kırışıklığı düzeltecek ilaç bulma becerisi de kaderin içinde. Herkese raÄŸmen sivrilip ayakta durmak da, direnip saÄŸ kalmak da kaderin hükmüne dahil. Åžampiyon da mahkum kadar "kader mahkûmu". "Kitabın anası benim yanımda" diyor Rabbimiz. "DilediÄŸimi deÄŸiÅŸtiririm, dilediÄŸimi sabit bırakırım." Hakkımızda, kaderimizi bile deÄŸiÅŸtirebilir sandığımız bir kaderin takdir edilmesi ne kadar sabitse, deÄŸiÅŸtiremeyeceÄŸimizi sandığımız sabit kaderlerimizin de deÄŸiÅŸtirilebilirliÄŸi o kadar sabit. Sabit olan O'nun dilemesiyle deÄŸiÅŸebilir; deÄŸiÅŸebilen O'nun dilemesiyle sabitleÅŸebilir. Ne olursa olsun, hep O'nun dileme sınırları içinde yürüyoruz. Yazgının anası, kaderin aslı O'nun dilemesidir. Olan olmuÅŸsa, O'nun dilediÄŸidir. Olmamışsa, O'nun neyi dilediÄŸini bilemeyiz. Dilemesini bekleriz. Öyleyse, ne unutulduk, ne gözden çıkarıldık, ne de bir yazının soÄŸukluÄŸuna mahkûm edildik. Kader hep bizimle akıyor. Bizimle yazılıyor. Bize O'nun dilediÄŸi kendi dilediÄŸimizce yazılıyor. 
Şu anda 'yazı'nın tam ortasına b/akıyorsun. Sen ne kadar titriyorsan 'yazı' da o kadar...
Senai Demirci
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

28/6/2009 - Bu günün aşıklarına ibret

Kategorilerim: Se_tiklerim


Bir gün bir derviÅŸ,

bir kucak dolusu elma ile bayırlar aÅŸan bir genç kıza rastlamış.

Bozkırın sıcağında yorgunluktan al almış kızın yanakları...

' Nereye gidersin? Ne doldurdun kucağına?' diye sormuş derviş.


Uzak tarlayı işaret etmiş kız:

' SevdiÄŸim çalışıyor orada... Ona elma götürüyorum.'

Kaç tane' diye sormuÅŸ derviÅŸ. Kız ÅŸaÅŸkın:

İnsan sevdiÄŸine götürdüÄŸü ÅŸeyi sayar mı hiç?' demiÅŸ...

Ve usulca koparıvermiş derviş elindeki tespihin ipini..!

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

31/5/2009 - CENNETİ SIRTINDA TAŞIYANLAR

Kategorilerim: Se_tiklerim


20 Yılı aÅŸkın süredir oturmakta olduÄŸum mahallemizde, evliya olduÄŸu söylenen asırlık bir ihtiyar vardı. İsmi pek bilinmediÄŸi için kısaca “Nur Dede” diye çağırılan bu ihtiyar, insanın karşısına hiç umulmadık zamanlarda çıkar ve kerametli sözleriyle onların dertlerine derman olurdu.

Bir gün karşılaÅŸtığımızda, kısa bir sohbetten sonra:

— “Bana da dua et dede. Dünyanın yükü, benim omuzlarımda sanki.” dedim.

Titrek elleriyle kulağımı çeker gibi yaparak:

— “Cenneti taşıyanların yanında dünyayı taşıyanların lâfı olmaz evlât”, dedi. Ve hemen sonra, Cenneti yüklenen o adamı nerede görebileceÄŸimi tarif etmeye çalıştı.

Nur Dedenin bahsettiÄŸi kiÅŸi, yakın köylerin birinde oturan ve her cuma günü ÅŸehre gelen bir gençti. Bu bahtiyar insan, dedenin anlattığına göre son zamanlarda hep aynı binaya uÄŸruyor ve sırtındaki o mübarek yükü, bir an bile olsun bırakmıyordu.

Nur Dede ile karşılaÅŸmamızdan sonraki ilk cuma günü, tarif ettiÄŸi yere giderek beklemeye koyuldum. Burası, merkezî bir binanın en üst katıydı. Büroların açıldığı koridorda uzun süre gezindikten sonra, merdivenlerde ayak sesleri duydum. Atılan adımların yorgunluÄŸu sebebiyle onların bir gence ait olduÄŸunda tereddüt etmeme raÄŸmen, Cennet’i taşıyan adamın geldiÄŸini hissediyordum. Merakımı yenemeyip merdivene doÄŸru ilerlediÄŸimde, bir anda onunla karşı karşıya geldim. 25-30 yaÅŸları arasında çelimsiz bir insandı ve yaÅŸlı annesini sırtına almış vaziyette, asansörü her zaman bozuk olan iÅŸyerinin beÅŸinci katındaki doktor muayenehanesine tırmanmaya çalışıyordu. Delikanlının annesi, güçsüz kollarını evlâdına dolamış ve iÅŸlemeli yemenisi ile çevrelediÄŸi nurlu yüzünü, hafifçe yana çevirmiÅŸ vaziyette oÄŸlunun omuzlarına dayamıştı.

Sırtındaki mukaddes yükü rahatsız etmekten korktuÄŸum için o gence yardım edemedim. Ama yanına yaklaÅŸarak:

— “Allah senden razı olsun kardeÅŸim. Cennet’i taşıdığının farkında mısın?” dedim.

Delikanlının terli ve solgun yüzü, sıcak bir tebessümle aydınlandı. Fakat nedense tek kelime bile konuÅŸmadı. Ama Rabbim biliyor ki, o tebessümde, ömrüm boyunca hiç kimsede görmediÄŸim bir sıcaklık ve güzellik vardı. Belki de haÅŸir ve sırattan sonra, ebedî saadet diyarına doÄŸru uçan Cennet insanlarının mutluluÄŸu.

90′lı yılların hemen başında, Adapazarı’nda, Ordu Evi karşısındaki bir iÅŸ hanında yaÅŸadığım bu hatırayı, kardeÅŸlerimin arzusuyla kaleme aldım. O günden sonra anne veya babasına hizmet eden bir genç gördüÄŸümde, Cennet’i taşıyan o adamı hatırlarım. Tabi ki bir de, Fahr-i Kâinat Efendimiz’in (S.A.V.) “Anne ve babasının ihtiyarlığına yetiÅŸip de Cennet’i kazanamayanlara ÅŸaÅŸarım” ÅŸeklindeki mübarek sözlerini.

...alıntı...

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/5/2009 - Peygamber(s.a.v) Ziyaretinize Gelse

Kategorilerim: Se_tiklerim



 "Bir gün Peygamber ziyaretinize gelse, Yalnızca birkaç günlüÄŸüne çalsa kapınızı, Merak ediyorum neler yapacağınızı..."
Bunu okuduğunuz anda, inancı sıkı veya gevşek nasıl biri olursanız olun hafiften sarsılıyorsunuz.

 Gerçekten de ne yaparız Peygamber kapımızı çalıverse! Hele O'nu dilinden düÅŸürmeyen ama bir yandan da hayatın harala gürelesi içine "düÅŸen"ler nasıl bir telaÅŸa kapılırlar acaba?

 Ancak bu ÅŸiirimsi metni yazan aslında neler yapacağımızdan emin. Diyor ki...
"Biliyorum. Böylesine ÅŸerefli bir konuÄŸa en güzel odanızı açacağınızı, Ona sunacağınız yemeklerin en iyisi olacağını, Ve inandırmaya çalışacağınızı, Onu evinizde görüyor olmaktan mutluluk duyacağınızı; Fakat söyleyin bana, Evinize doÄŸru gelirken gördüÄŸünüzde, O'nu hemen kapıda mı karşılayacaksınız? Yoksa içeri almadan önce, aceleyle, Bazı dergileri, gazeteleri çarçabuk saklayıp Yerine Kur'an'ı mı koyacaksınız? "

Diyor ki...

 "Peki ya dünyalık müziÄŸinizi, kasetlerinizi de saklayacak mısınız?
Ve bunun yerine ortalığa, Kitaplığınızın raflarında tozlanmış, Hadis kitapları mı çıkaracaksınız? Hemence içeriye girmesine izin verecek misiniz? Yoksa telaÅŸla ne yapayım diyerek, SaÄŸa sola mı koÅŸturacaksınız?"

Diyor ki...

 "Tanıştırmaktan onur duyacak mısınız en yakın arkadaşınızı onunla? Yoksa hiç karşılaÅŸmamalarını mı umardınız, Peygamberin ziyareti bitene dek birbirleriyle? Åžimdi söyleyin açık yüreklilikle, Onun kalmasını ister misiniz sizinle?
Sonsuza dek, hep birlikte... Yoksa rahat bir nefes mi alacaksınız, Ziyareti bitip gittiğinde?"

 Kabul edelim ki çok etkileyici bir sorgulama bu! İnananların kendilerini hep eksik, hep kusurlu görme (ama alttan alta da kendilerini deÄŸil de çağı suçlu çıkarma) eÄŸilimini destekleyici mahiyette bir etkisi var.
Ve adım gibi eminim ki, bu metin ÅŸimdi Mevlit Kandili ve Kutlu DoÄŸum Haftası nedeniyle yine internette sık sık karşımıza çıkacak, e-mektup yoluyla ondan ona dolaÅŸacaktır.

 Yalnız namazında niyazında olanlara deÄŸil, belki daha çok da benim çevremden insanlara; yani az çok bu manevi iklimi soluyan ama kafası hep bulanık kalanlara ulaÅŸacaktır.

 O yüzden, belki "senin üzerine vazife deÄŸil ki" diyeceksiniz bana ama konuyla ilgili bir iki satır not düÅŸmek istiyorum ÅŸu köÅŸeye...

 Çünkü bu gönül çalan, inananları hemen etkileyen metnin ciddi sorunları var.

 Asrı Saadet, bazılarının uzaktan uzaÄŸa sandığının aksine aynı bugün gibi insani ve toplumsal eksikler, kusurlar, hınçlar, nefretler, düÅŸmanlıklar, ayrılıklar, açgözlülükler ve yalan imanların iktidarıyla doluydu. Merak eden açar kitapları okur, okuyunca da ÅŸaÅŸkınlıktan küçük dilini yutar. O çağı "saadetli" kılan O'nun varlığıydı. O'nun yaÅŸadığı bir dönemde yaÅŸamak, aynı vakti ve atmosferi solumaktı saadet...

 "Peygamber ziyaretimize gelse ne yapardık?" diye dövünmeye kalkışmadan önce bunu bilmek gerekir. O, içerisinde hangi rüzgarlar esiyor olursa olsun, ziyaretinin deÄŸerini bilen her evin deÄŸerini vermiÅŸti!
O'nu yakından tanıyanların deyiÅŸiyle "umanı umutsuzluÄŸa düÅŸürmeyen, güleryüzlü, yumuÅŸak huylu, asla bağırıp çağırmayan" Peygamber'in ziyaret ettiÄŸi bir eve "bakalım içeride ne kusurlar ne sapkınlıklar göreceÄŸim" fikri ve duygusuyla gireceÄŸini hayal etmek ve ettirmek yanlıştır.

 Ziyaret edilenler açısından da asıl olan O'na gönüllerini açmalarıdır. Yoksa yalancıktan çeki düzen verilmiÅŸ evlerini deÄŸil...
Korkuya, telaşa ne gerek var? Huysuzluğa, karamsarlığa ne gerek var? Gelen Peygamber...

 "Bir an önce gitmesini isteme" konusuna gelince... Kimsenin bu konuda baÅŸkası yerine konuÅŸma, bu soruyu siyasal-toplumsal bir sorgulama haline getirme hakkı yok.

 Çünkü...

 Gelen "sevgili"yse eÄŸer, kim gitmesini ister?      --alıntı--

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

10/5/2009 - Dua Dertliyse Gönüldendir

Kategorilerim: Se_tiklerim


DUA:
Dua edenin, 'Rabbim' demesi,
Allah'ın 'efendim' demesinin ta kendisidir...

 *Birisi her gece kalkıp Allah'ı anıyor, O'na dua ediyordu..
Åžeytan ona dedi:
Ey Allah'ı çok anan kiÅŸi !
Bütün gece Allah deyip çağırmana karşılık seni buyur eden var mi?
Sana bir tek cevap bile gelmiyor, daha ne zamana kadar dua edeceksin?
Adamın gönlü kirildi, başını yere koydu ve uyudu.
Rüyasında ona söyle dendi:
Kendine gel uyan! Niye duayı, zikri bıraktın? Neden usandın?
Adam: Buyur diye bir cevap gelmiyor ki, kapıdan kovulmaktan korkuyorum dedi.
Bunun üzerine dendi ki ona:
Senin Allah demen, O'nun buyur demesi sayesindedir...
Senin yalvarışın, Allah'ın senin ruhuna haber uçurmasındandır...
Senin çabaların, çareler araman, Allah'ın seni kendine yaklaÅŸtırması, ayaklarındaki baÄŸları çözmesindendir...
Senin korkun, sevgin, ümidin Allah'ın lutfunun kemendidir...
Senin her Yarabbî demenin altında, Allah'ın buyur demesi vardır...
Gafilin, cahilin canı, bu duadan uzaktır...
 Çünkü Yarabbî demeye izin yok ona... AÄŸzında da kilit var, dilinde de...
Zarara ugradığı zaman, ağlayıp, sızlamasın diye Allah ona dert, ağrı, sızı, gam, keder vermedi...

Bununla anla ki, Allah'a dua etmeni, O'nu çağırmanı saÄŸlayan dert,
Dünya saltanatından daha iyidir...
 
Dertsiz dua soÄŸuktur.
Dertliyken yapılan dua gönülden kopar...

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/4/2009 - Sen düşeli beri..

Kategorilerim: Se_tiklerim


Hayalime resmin düÅŸeli beri
ÇocukluÄŸum gençliÄŸimin peÅŸinde koÅŸardı
Asırlık yollarda...
Bugün hüzünertesi günlerden
Aylardan uzlet mevsimi
Hâsılı olduÄŸum tek mekân
Alnımın deÄŸdiÄŸi iki avuç secde yeri
Gündüzüme güneÅŸin düÅŸeli beri
Gecelerine hasret akÅŸamlar
Çökerdi üzerime
Ayaklarımı dua kapılarına çekerdi
Bir ses!
Ve bir yakarış ki,
Melekler ağlardı
Ağlardı da saflarından
Aminler düÅŸerdi yüreÄŸime
Gözlerime mizacın düÅŸeli beri
Bulanık bakışlı yıldızlar
Yatağına küsmüÅŸ nehirler
Dikenine mübtelâ güller
Resmediyorken ÅŸeklimi
Åžemalime vururdu kavak yelleri
Kalbini okutmayan yüz bu
İşte söz bu derdiler
Yazgıma alın yazın düÅŸeli beri
Dalından gayrı ölmenin
Acısını üleÅŸiyor yapraklar
Dili dolanıyor bülbülllerin
Dilim dolanıyor evet
Sadece...
GöÄŸüne bir avuç dua üfleyecek kadarım
Yıldızlarımı söndürme ne olur
Denizime vuran yüz sen ol
Güvertemde yüreÄŸin kanat çırpsın
Sesin olsun sabahımın sessizliğini delen
Yoksa haykırsamda korkarım
YüreÄŸime sen düÅŸeli beri
Susuşlarım şimdi
Birbiri üzerine istif olmuÅŸ
Yakarışlarım
Vicdani azablarım
Mesinmesiz kelamlar
Beynimin şedit ufuklarını dolanan
Donuk ter zerreleri
Kaplı çehrelere
GeçmiÅŸin hülâsası çöreklenir
Sanki piÅŸmanlıklarını uyutur sözlerim
Ve gözlerime bakışın düÅŸeli beri
Üç asırlık uykulara kapandı
Kirpik dağlarım
Üzülme!
İhaneti yoktur huzmelerimin
Karalarına doÄŸan güneÅŸine
Ve eÅŸine rastlamadığım böylesi,
Bir Cehenneme
Cenneti estiresim geliyor
KonuÅŸun siz
Suretime çarptımı
Dört cellâdi harf,
Susturuyor iÅŸte beni
/Ö/ rselenmiÅŸ yaÅŸanmışlığıma
/L/ âl ettim ben dilimi
/Ü/ lfetim olmadı
/M/ uhalin olmadığım dünyalara!

Yorum (9) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

- Niyet bozulunca sözler sancılanır. - Niyetiniz bir kristale şekil vermekse, ona uygun hassas aletler ile çalışmalısınız, marangoz testeresi ile değil. - Doğru bir niyetle başlanmayan hiçbir şey, sahibine hayır getirmez ve zararından da asla kurtulamaz. - Göz görmez ışık gördürür, aradığını niyet buldurur. - Niyet sıkıntılara göğüs gerdirir, acılara ve mahrumiyetlere sabrettirir. - Niyetiniz doğru sonuç yanlışsa, işlem hatası var demektir.

Din

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
ArÅŸiv
gözleridenizkokan

Kategorilerim

Gönüldaşlarım


• mucahid23
• erva
• ihya
• yurekyanginlari
• nartn
• minare
• mnelam
• cennetkokusu
• azadgulu
• kitabooku
• bennur76
• hidayetsaati
• metekan
• feyne
• kalpsevmektenyorulmaz
• simuzer60
• esmalal
• hayalgunlugu1
• tesetturluyum
• kubraisik
• sidreimunteha03
• yervemekan
• kayipsehirler
• nuruahsen
• edebinur
• nurluhayat
• papatya ....
• canahmedimsav
NİSANURca



Site Tasarım: NİSANURca

islam Allah(c.c) Muhammed(sav) dini bilgiler müslüman

islam Allah(c.c) Muhammed(sav) dini bilgiler müslüman